ÖLÜLERİMİZDEN KORKAN FAŞİZM
26 Mart 2019 Salı Saat 10:19
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Kasım Engin

Genelde faşizm korku rejimi olarak tanımlanır. Faşizmin ayakta kalabilmesinin yegane yolu saldırmasıdır. Sürekli bir halde saldırmayan bir faşizm, çöker.

Faşizm son tahlilde tekçi olma zihniyetidir. Başkalarını yok sayarak kendini var etmenin adı olan faşizm, ırkçıdır, cinsiyetçidir, dincidir. Ve de irrasyonel yani akıl dışıdır.

Böyle bir rejimi ayakta kalabilmesi güçtür. Bu kadar kötülüklere sahip olan bir zihniyeti kim kabul eder? Zihniyeti kabul etse bile böyle bir zihniyetin sonucu olarak oluşan baskıcı ve ayrıştırıcı pratikleri kimse-bir avuç sahtekar çıkarcı dışında- tasvip edemez.

Bu kadar toplum karşıtı olan bir zihniyetin kendisini var edebilmesinin yolu, belirttiğimiz gibi ayrıştırıcılıktır. Toplumları parçalayarak, hatta toplumları birbirine karşı kışkırtarak ayakta kalabilir faşizm. Buna yaparken kullandığı temel dört silahı vardır faşizmin. Birisi ırkçılık, buna milliyetçilikte deniliyor. Bir ırkın üstünlüğünü savunarak başka ulusları küçümsemek, gözden düşürmek bu zihniyetin en temel taşlarıdır. Bir ırkın ya da milletin duygularına hitap ederek, ego şişirme, onun ne kadar özel olduğunu işleme bu zihniyetin en önde gelen özelikleridir. Ve tabi bir de bunu yaparken başka halklara karşı bu egosu şişirilmiş olanları saldırtmasıdır.

Diğeri ise ifade edildiği gibi dincilik ya da mezhepçiliktir. Kendi dinlerinin ne kadar iyi olduğunu, kendi dinleri ya da mezheplerinden başka bir dinin ve mezhebin ehil olmadığı, sapkın olduğunu işlemek de bu düşünce yapısının hastalıklarındandır.

Cinsiyetçilik açıktır. Faşizm kadın düşmanlığıdır. Tekçiliktir. Tek renkliliktir. Ancak kadın bir yer de varsa, orada renk vardır demektir. Orada boyun eğmeme vardır demektir, ya da potansiyel olarak başkaldırıya hazır bir yapı vardır demektir. Bunu da faşistler bildiği için, yaptıkları şişirilmiş egoları daha da şişirerek, erkek bir millet olduklarına inanmalarıdır. Her Türk asker doğar sözünün altında yatan gerçeklik esasta budur.

Bir diğer sarıldıkları durum ise, inandıkları değerlere sonuna kadar gözü kör bir şekilde sarılmalarıdır. Öğrendiklerini tek doğru belleyerek, böyle olmayanlara karşı saldırganlaşmalarıdır. Hatta böyle olmayanların zihin dünyalarını değiştirmeye kalkışmalarıdır. Bunun böyle olduğunu, eğitim sistemlerinde yaşanan onca çatışmalı durum gösterdiği gibi, tek tip insan yetiştirmeye çalışmalarıdır. Ve tek renk oluşturmak için ellerinde ne geliyorsa yapmalarıdır.

Faşizm tekçiliktir dedik. Ancak toplum çok renkliliktir. Toplum çoğulcudur. Yaşamın rengi çoğulcu ve renkliliktir. Faşizmin rengi ise sadece ve sadece siyahtır yani Kara’dır.

Gerçekler böyle iken faşizme geri kalan tek bir yoldur, o da; SALDIRMASIDIR.  Başka da faşizm ayakta kalamaz.

Özcesi, faşizm saldırarak toplumları esir almak zorundadır. Bunun da yolu toplumları ürkütmedir. Ürküterek teslim almayı esas almaya çalışmasıdır.

Dikkat edersek, faşizmin en etkili yolu Korku İmparatorluğu oluşturmaya kalkışmasıdır. Korku İmparatorluğu oluşturmayan bir faşizm ayakta kalamaz. Ne zaman ve hangi yöntemlerle gideceği ise belli olmaz. Çünkü tarih bize göstermiş ki, ağırlıklı olarak tüm faşistler, kendilerinin haklara karşı sergiledikleri yöntemlere benzer yöntemlerle gitmişlerdir. Ya asılmışlardır, ya yakılmışlardır, ya kurşuna dizilmişlerdir, ya ev ev dolaştırılarak yüzlerine tükürülmüşlerdir ya da sürgün edilmişlerdir.

Özcesi, faşistlerin sonu yaptıklarına denk uygulamalarla gitmeleridir.

Gerçeğin kendisi budur. Bundandır ki, faşistler kadar korkak hiç kimseler yoktur. Çok saldırttıklarına bakılmasın, ruhlarının derinliklerinde tüm faşistler korkaktır. O kadar korkaktırlar ki, tek bir renge tahammülleri yoktur. Başka sesleri dinleyecek ve dinleyebilecek kulakları da yoktur.

Faşistler biliyorlar ki, bir kere bir renge tahammül göstermek demek, tabiatın tüm renklerinin yeniden canlanması demek olacaktır. Bir başka sese tahammüllü yaklaşmak demek, başka seslerin yükselmesine kapı aralamak demek olacaktır. Ve faşizm biliyor ki, bunlara yol açmak demek, kendilerinin sonu demek olacaktır.

Faşizm bunun için saldırıyor. Bunun için korku oluşturmak için elinden geleni yapıyor. Bunun için korkutarak herkesi sindirmek, sindirerek teslim almak istiyor.

Faşizm öyle bir rejimdir ki, sadece kendi karşıtını ezmiyor, sindirmiyor. Sinmiş gibi görünüpte, sinmemişlerin ruhlarına da nüfus etmek istiyor.

Dikkat edersek, faşizm sessiz kalanları da kabul etmiyor. Sessizlik bir  yönüyle onaylamak demek olsa da, bir yönüyle belki de bu sessizlik karşı durma da olabileceği için, sessizliği de kabul etmiyor faşizm. Bu derece korkuları olan bir rejim, elbette sessizlere karşı da duyarsız olamaz. Her sessiz olanın kendisi için ses vermesini, hem ister hem de böyle olması için saldırır.

Faşizm korkuyu tam sağlamadıkça, kendi korkusunu aşamaz. Faşizm korkusuz korkak gibidir. Korkağın kendi korkusunu bastırabilmesi için korkmadığını inanması gerekmektedir. Korkmadığına inanmayan bir faşizan rejim sağlamda kendisini hissetmez, hissedemez.

Bilinsin ki, dile getirdiklerimiz tüm faşistlerin ortak özellikleridir. Tüm faşistler korkaktırlar. Bunun için faşistler kadar bağıran çağıran yoktur. Başkasına faşistler gibi saldıran olmadığı gibi, başkalarına faşistler gibi hakaret edenler de yoktur. Faşizm –İslami bir dil ile ifade edecek olursak-bir küfür rejimidir. Küfür rejimleri korkak olan rejimlerdir. Korkak rejimler oldukları için mezarların yanında geçerlerken, korkmadıklarını göstermek için ıslak çalan korkaklara benzerler.

Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam yoldaşların na’şını al acele çalarak defnetmelerinin nedeni budur.

Ekin Van yoldaşın ölü bedenini çıplak ederek hakaret etmelerinin nedeni budur.

Lokman Bildik’in cenazesini panzerlerin arkasına bağlayarak sürüklemelerinin nedeni budur.

Cizre’de bodrumlarda katlettikten sonra cenazeleri yakmalarının nedeni budur.

Budur Taybet anaları cadde ortasında katletmeleri.

Budur gerilla cenazelerini mezarlıkta çıkarıp çalmalarının nedeni.

Budur mezarlıkları bombalamaları.

Budur her eleştiriler söze karşı göz altına almaları.

Budur açlık grevi için yürüyenlere saldırmaları.

Budur demokratik siyasete günlük olarak saldırıp sınırlandırmaya çalışmaları.

Budur katledilipte cenazelerini saklamaları.  

İşte budur; FAŞİZM.

Ölülerden, ölülerimizden korkmalarının nedeni, korkularından.

Faşistlerin hiç bir saldırısına takılmadan, hiç bir bağırıp çağırmalarına bakmadan, tehditlerini dikkate almadan, korktuklarını bilerek, üzerlerine üzerlerine gitmenin zamanı. Bize def olun gidin diyenleri ülkemizden kurtların sırtına bindirip mehter marşı ile çıkarmanın zamanı.

Evet, bilelim ki FAŞİZM EN KORKAK REJİMDİR! Yeter ki, biz cesaretli olalım, ve cesaretimizi toplamasını bilelim...

Kasım Engin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş
Ulaş Arslan
VARLIĞI KORUMAK!

ARAMA