Özgür, Alternatif ve Demokratik Medyaya Sahip Çıkalım
03 Ekim 2018 Çarşamba Saat 08:14
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

Günlük haberleri TV ekranlarından izliyor, radyolardan dinliyor, yazılı basından da okuyoruz. Hemen hemen hergün bilgi sahibi haline geldiğimiz bu haberler de hep birbirlerine bir benzerlik arz ediyor. Hal böyle olunca izlediğimiz bu heberlerin hiçbir şekilde bir çekiciliği kalmıyor. Öyle ki, izlenilen her haberin, programın ardından yine “aynı narakat” şeklinde bir serzenişte bulunulmaktan da geri kalınmıyor.

Tabii bu haberler ve programlar izlenildiğinde ilk gelişin tepkiler böyle olmakla birlikte beraberinde kafalarda bazı soru işaretlerinin oluşmasına da neden oluyor. Bunların başında da “neden böyle oluyor?” sorusu akıllara gelliyor.

Evet neden böyle oluyor?

Kuşkusuz böyle bir soruya verilecek olan cevap; bir tekrarın yaşandığı gerçekliği oluyor. Hiç kuşkusuz, eğer bir tekrar olmazsa, birbirinin tekrarı olan haberlerin verilmesine de hiç bir şekilde gerek duyulmayacağı gerçekliği böylesi bir cevabın verilmesini gerekli kılıyor. O nedenledir ki, Türkiye’de egemen, iktidarcı, yalaka, yandaş vb. olarak adlandırılan tüm basın-yayın organlarında yayınlanan haberler böyle bir gerçekliği ifade ediyor.

Böyle bir gerçekliğe rağmen gerek Kürdistan gerekse de Türkiye toplumu egemen, yandaş, yalaka vb. olarak adlandırılan bu basın-yayın organlarını ne kadar takip ediyor, referans alıyor? Bu da kafalara takılan bir başka soru işareti oluyor.

TC Devlet sınırları içerisinde yapılan araştırma ve anketlerde ciddi bir okuma sorunu olduğu dair veriler öne çıkıyor. Buna göre var olan ortalama içerisinde okuma konusunda dünyanın en geri devletleri içerisinde olunduğu gibi genel istatistiklere de yer veriliyor. Bu gerçeklik ise, TC devlet sınırları içerisinde kalan coğrafya içerisinde basın-yayın organlarının izleme oranını da ele vermiş oluyor.

Evet TC devlet sınırları içerisinde yaşayan toplulukların basın-yayın organlarını izleme oranını böyle bir gerçeklik içerisinde ele almak gerekiyor. Ancak bunu yaparken de,  basın-yayın organlarını kendi içerisinde  de bir ayırıma tabi tutmak gerekiyor. Burada öncelikle yapılması gereken de basın- yayın organları içerisinde okuma ağırlıklı olanların takip edilme oranı neredeyse bir dibe vurmuşluğu ifade ederken, görsel özellikle de TV ağırlıklı olanı da izlenmede bir rekor düzeyini ifade ediyor. En dikkat çekici olan da bu gerçeklik oluyor. Çünkü görsel yayınlar her hengi bir araştırmaya ve zahmete gerek olmadan hazır ve sunulmuş olanın alınmasına en kolay yoldan olanaklar sunuyor. Bu aynı zamanda zihin tembelliğini ve bilgiye ulaşmada çaba zayıflığını ortaya koyuyor. Tabii bunun ortaya çıkardığı sonuçlar ise, çok tahripkar ve yıkıcı oluyor. Ne yazık ki TC devlet sınırları içerisinde yaşanan da böyle bir gerçeklik oluyor.

Dikkat edilirse sömürgeci, soykırımcı TC devleti basın-yayın organlarını tek merkezden yönetiyor. Hazırlanan haberler ve programlar da kendi içlerinde yapılan bir görev dağımına bağlı olarak yine aynı merkezden planlanıyor ve organize ediliyor. Günün 24 saati bu merkez ve onların güdümünde olan basın-yayın organları toplumu psikolojik savaş bombardımına tabi tutuyor. Toplumun düşüncesini etkiliyor, kontrol altına alıyor. Bunun dışında her hangi farklı bir sesin çıkmasına müsade etmiyor. OHAL’in ilanı ile birlikte başlayan süreçte yaşananlarda bu gerçekliği doğruluyor.

OHAL’in ilanından sonra Türkiye ve kürdistan toplumlarına hitap eden yüzlerce basın-yayın organı kapatılmış ya da bunlara el konulmuştur. Yine yüzlerce gazeteci gözaltına alınmış, işkencelerden geçirilmiş ve tutuklanmıştır. Hiçbir şekilde özgür, alternatif, demokratik ve muhalif basın-yayın organının faaliyet yürütmesine müsade edilmemiştir. Hatta Doğan Medya grubunda görüdüğü gibi,  sistem içi sömürgeci faşist özel savaş rejimine hizmet eden, ona biat eder bir hale gelmiş olan basın-yayın organlarına bile el koymaktan geri kalınmamıştır.

OHAL’in kaldırılma mizahseninde görüldüğü gibi, ardından da OHAL’i kalıcılaştırılan “yasalar” çıkarılarak bu yönelim kalıcı ve sürekli bir hale getirilmiştir. İşte böyle bir gerçeklik içerisinde TC devlet sınırları içerisinde “neden hemen hemen hergün bir birinin tekrarı olan heberleri” izlemek, okumak, dinlemek zorunda kalınıyor? Sorusu da gerçek cevabını bulmuş oluyor.

Tabii bunlar bilinmeyen gerçeklikler de değillerdir. Bunlar her kes tarafından biliniyor, görülüyor, anlaşılıyor. Ancak bunların hiçbirinin yeterli olmadığı gerçekliğinin da doğru anlaşılması da gerekiyor. Bilinmesine rağmen yukarda tekrar etmek zorunda kalınmasının asıl nedenini de bu gerçeklik oluşturuyor. Bir başka ifadeylede bu gerçekliğin sorgulanması gerektiğine dair yeniden dikkatleri çekmek için böyle bir hatırlatmada bulunmanı gereği ortaya çıkıyor.

Önder Apo yıllar önce tencere içerisine konulan, yavaş yavaş ısınan suda kaynayarak, haşlanmaktan kurtulamayan kurbağa örneğini vermişti. Böyle bir gerçekliğin yaşanmasında egemen, iktidarcı, yandaş, yalaka basın-yayın organlarını oynamış olduğu ve hala oynamakta olduğu rol biliniyor. Gelinen aşama da ne kadar buna karşı olunduğu söylense de TC devlet sınırları içerisinde hakim kılınmaya çalışılan da böyle bir gerçeklik oluyor.

Bu kaçınılmaz ve yaşanması mutlaka zorunlu olan bir kader değildir. Aşılabilir ve bir tehlike olmaktan çıkarılabilir.  Bunun da yolu her gün “hep aynı nakarat” diye sersenişlerin yaşanmasına neden olan egemen, iktidarcı, yandaş, yalaka basın-yayın organlarının oynamış oldukları bu uğursuz rolün önüne geçilmesinden, onları izlenilmemesinden, takip edilmemesinden geçmektedir. Bunu yaparken de tüm zorluklara, imkansızlıklara ve engellere rağmen Kürdistan ve Türkiye toplumları bilgilendirme, aydınlatma görevini üstlenmiş olan özgür, alternatif demokratik basın-yayın organlarını takipetmek ve sahiplenmekten geçmektedir.  

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA