Belçika, itiraz mahkemesi kararının gereğini yerine getirmelidir
25 Eylül 2017 Pazartesi Saat 11:37
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

Daha önce Belçika mahkemeleri tarafından alınan karara TC devletinin yapmış olduğu itiraz üzerine, davanın yeniden görülmesi sonucunda böyle bir karar alındı.

TC devletinin resmi temsilcileri Belçika İtiraz Mahkemesinin almış olduğu bu karara tepkilerini dile getirmekten geri kalmazken, diğer farklı çevreler tarafından herhangi bir görüş dile getirilmedi. Sadece Kürdistan Ulusal Kongresi(KNK) alınan bu karardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Elbette, Belçika İtiraz Mahkemesinin almış olduğu bu kararı gecikmiş olmasına rağmen olumlu karşılamak gerekmektedir. Ya da bir hatanın telafisi yönünde atılan bir adım olarak ta görülebilir. Çünkü PKK’nin “terör örgütü olduğuna” dair Avrupa devletlerinin almış olduğu karar bir gerçeği ifade etmediği gibi, tamamen TC devletinin dayatmaları doğrultusunda NATO tarafından alınan, önce Almanya, ardından da diğer devletler tarafından uygulamaya konulan siyasal bir karar alma özelliğine sahipti. NATO’nun üyelerine yönelik ilgili maddesi çerçevesinde alınan bir karar olma özelliğini taşımaktaydı.

Şimdi NATO karargahının merkezinin bulunduğu Brüksel’de, İtiraz Mahkemesi NATO’nun belirlemiş olduğu bu siyasal tutuma rağmen, bunu ret eden bir karar almış bulunmaktadır. Bu karar NATO’yu ne kadar bağlar orası ayrıca tartışılabilir. Fakat şöyle bir gerçeklik var. O da, NATO üyesi bir devletin, NATO’nun resmi tutumuna rağmen,  böyle bir kararı almış olduğudur. Daha önce de Alman Haber Alma Ajansının hazırlamış olduğu resmi raporda PKK’nin “terör örgütü” olarak görülemeyeceği dile getirilmişti.

Alman resmi kurumlarından olan bu ajansın hazırlamış olduğu bu raporda önemliydi. Ancak Almanya Devleti bunun gereklerini ne kadar yerine getirecektir. Tabii orası da bir tartışma konusudur. Çünkü Almanya devletinin, TC ile olan; askeri, siyasi, ticari vb. ilişkilerinin düzeyi  bu konuda ciddi kuşkular yaratmaktadır. Seçim öncesi Almanya-TC devleti arasındaki ilişkilerin bu kadar gerilmiş olması da beraberinde “acaba, seçimlere yönelik bir politika mı” gibisinden soruların sorulması duyulan bu kuşkuyu daha da derinleştirmektedir.

Gerçi seçimlerden sonra, Almanya’nın TC ile olan ilişkinin gerçek rengi belli olacak, olsa da; TC- NATO ilişkilerin de önemli bir dönemeçten geçildiğini de burada belirtmekte yarar vardır. TC’nin kendisi bir NATO üyesi olmakla birlikte, Rusya ile ilişkilerini yoğunlaştırmakta savunma anlaşmaları yapmakta ve içerisinde NATO standartları dışında, füzelerinde olduğu ağır silahlar alıyor olması da bunu doğrulamaktadır.

NATO buna daha ne kadar sessiz kalarak, onay verecek? Ya da kendi varlığının ne kadar gerekli olduğu yönünde yapılan tartışmaları haklı görerek, diğer üyesi olan devletlerinin de, TC gibi aynı doğrultuda yol almasına onay verecek?

Eğer NATO, TC devletinin Rusya ile içerisine girmiş olduğu ilişkiler ve yine Çin ile benzeri ilişkiler içerisine girme arayışları karşısında var olan bu yaklaşımını korursa, hiç kuşkusuz o zaman kendi varlığını tartışmalı bir hale getirmiş olmakla kalmayacak, aynı zamanda sonunun da ilanını yapmış olacaktır.

Bu çok açık ve net bir şekilde görülmektedir. Bunun koşulları da vardır. Orasını bilemeyiz ama, belki de TC’nin, NATO’ya rağmen bu tür yaklaşımlar içerisine girmesini cesaretlendiren de bu gerçekliktir. Özellikte Reel Sosyalizmin çözülmesinden sonra NATO’nun temel varlık gerekçesinin ortadan kalkmış olması da, bu yöndeki kanaatleri daha da güçlendirmektedir. Çünkü NATO’nun, Reel Sosyalizmin çözülmesinden sonra kendini yenileyemediği gibi, ağır bir yük haline de gelmiş bulunmaktadır. Bununda pekala TC devletinin işini daha fazla kolaylaştıracağı söylenebilir.

Tabii bunların hepsi bir yorum olmaktan öteye gitmemektedir. Ama ortada duran bir gerçeklik vardır. O da, başta Belçika olmak üzere, Avrupa devletleri  PKK’nin “terör örgütü” olmadığı yönünde hazırladıkları raporlarının, mahkemelerinin almış oldukları kararları kendileri için bağlayıcı olarak görüyorlarsa, bunun gereklerini de yerine getirebilmeli ve “PKK yasağını” kaldırabilmelidirler. Bunu yaparken de  DAİŞ’in, TC devleti ile olan ilişkilerinin renginin netleştiği, Avrupa’da ki katliamları, cinayetleri ve saldırılarının arkasında yine TC devletinin olduğunun ispatlandığı/belgelendiği koşullarda gerçek teröristin TC devleti olduğunu ilan edebilmelidirler.

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Genco Şengalî
Henüz Yazı Eklenmemiş
Kemal Amedî
Henüz Yazı Eklenmemiş
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş

ARAMA