Korsan Devletin Avrupalı Rehineleri
06 Eylül 2017 Çarşamba Saat 19:24
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik
En son olarak ta bu tutuklamalara iki Alman vatandaşı daha eklendi. TC devletinin yapmış olduğu bu tutuklamalar Almanya- TC arasındaki ilişkileri daha da tartışmalı bir hale getirdi.

TC devletinin, Türkiye’ye gelen Avrupa vatandaşlarına dair içerisine girdiği bu yaklaşımı, her hangi bir adli, ya da siyasal görüşleri nedeniyle yapılan tutuklamalar olarak görmemek gerekir. Çünkü TC devlet yetkililerinin öne sürdükleri gerekçelerin hiç biri, bu insanların uçaktan iner inmez havaalanından alınarak tutuklanmaları için bir gerekçe olma özelliğini taşımamaktadır. O nedenle en son olarak tutuklanan iki Alman vatandaşı yerine eğer başka Alman vatandaşları da olsaydı TC devleti onları da tutuklayacaktı. Daha önce İstanbul Büyük Ada’da tutuklanan farklı Avrupa devletlerinin vatandaşlarını da aynı mantıkla tutuklamışlardı.

TC devlet yetkililerinin iki Alman vatandaşını tutuklamalarının ardından yapmış oldukları açıklamalarda bu gerçeği doğrulamaktadır. Dikkat edilirse TC devlet yetkilileri yapmış oldukları tutuklamaların hemen ardından Almanya’dan iadesini istedikleri kişilerin dosyalarını ve görülmekte olan bazı davalardan bahsetme gereğini duymuş ve hatırlatmalarda bulunmuştur. Türkiye’de en son olarak çıkarılan 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) gerçeğini göz önünde bulundurunca bu daha net bir şekilde anlaşılmış olmaktadır.

TC devleti adına resmi siyasal yükümlülük altında bulunan sözde hükümetin bakanlarının imzasını taşıyan 649 sayılı KHK ile TC devletine rehine alma serbestliği de getirilmiş bulunmaktadır. Bunun anlamı ise çok açıktır. Artık, TC devleti hangi devletle bir sorun yaşamış ya da bu devletlerden bir talepte bulunmuş ve de bunlar karşılanmamışsa, bundan sonra dilediği sayıda bu ülkelerin vatandaşlarını tutuklama vb. yöntemlere başvurarak rehin alabilecektir. Ve buna da sadece Avrupa devletleri değil, diğer devletlerinde hazır olması gerekmektedir.

Tarihin çeşitli dönemlerinde de TC devletinin uygulamaya koymuş olduğu bu tür politikalara tanık olunmuştur. Hatta devletlerin dışında illegal olarak değerlendirilen yapılanmaların, kanunlarla da yasaklanmış olan bu tür yasadışı fiillerine çokça rastlanmıştır. Bunlar tarih kayıtlarında ve bu tür yasadışılıkların yargılandığı mahkemelerin belgelerinde de yer almaktadır. Daha çokta bu tür davalar hakkında Avrupa devletlerinin bilgi sahibi olduğunu herkes bilmektedir.

16. ve 17.yy’ın Avrupa’sında bu tür olaylar çok yaşanmıştır ve bunlar kitaplara da konu olmuşlardır. Osmanlı devletinin o zamanın Avrupa devletlerinden ve yine Akdeniz’e musallat olmuş korsanlarının nasıl haraç aldığını bilmeyen yoktur. Ki, bu yönteme günümüzde okyanuslarda başvuran korsanlara da rastlanmakta ve bunlarda basın-yayın organların da haber konusu olmaktadır. 

Şimdi aradan geçen yaklaşık beş yüz yıl sonra başta Almanya olmak üzere Avrupa devletleri benzeri korsanlık saldırıları ile karşı karşıya gelmiştir. TC devleti, bu ülkelerden çok farklı isteklerde bulunmakta ve bunlar karşılanmazsa tehdit etmektedir. Bunlar yapılırken de, kendi vatandaşlarını koruyamamaktadırlar. Öyle anlaşılıyor ki, eğer bu böyle devam ederse hiç bir Avrupa vatandaşının Avrupa dışında gezi ve seyahat özgürlüğü kalmayacak.

Aslında TC devleti içerisine girdiği bu korsanlık politikası ile, daha önce DAİŞ’i kullanarak Avrupa devletleri ve vatandaşları üzerinde yapmaya çalıştığının bir benzerini bu şekilde gerçekleştirmek ya da onu tamamlamak istemektedir.

Elbette, TC devletinin bu kadar pervasız bir yaklaşım içerisine girmesi ve önüne kim çıkıyorsa onu tehdit etmesi nedensiz değildir. Avrupa devletlerinin TC devletine müsamahakâr davranışları ve vermiş oldukları tavizler buna neden olmaktadır. Gelinen aşama da TC devleti artık kendileri için katlanılamaz bir hale gelmiştir.

Dikkat edilirse, Avrupa devletleri bugüne kadar TC devleti ne istediyse vermişlerdir. Daha çokta Kürtlere karşı böyle olmuştur. PKK’nin “terör örgütleri” listesine alınmasının nedeni de budur. TC devleti, Almanya’dan böyle bir talepte bulunmuş ve ardından da Alman hükümeti bunu kabul etmişti. Almanya’nın ardından diğer Avrupa devletleri de benzeri kararlar almışlardır.  Oysa en son Almanya’nın yayınladığı resmi belgelerde ve raporlarda PKK’nin faaliyetlerinin terör kapsamında ele alınamayacağı yer almaktadır. Almanya geçtiğimiz aylarda Rojava Kürdistan’ında,  Suriye genelinde DAİŞ’e karşı mücadele eden dünyaca özgürlük ve demokrasi savaşçıları olarak kabul edilen, Avrupa devletlerine davet edilerek, görüşmeler yapılan PYD, YPG-YPJ’nin de amblemlerini de yasaklamıştır. Fakat bu almış olduğu kararı, yine kendi mahkemeleri kanunsuz ve haksız bularak iptal etmiştir.

TC devletinin korsanlıklarına, haraç ve rehin almalarına karşı başta Almanya olmak üzere Avrupa devletlerinin görmesi ve kabul etmesi gereken de bu gerçekliktir. TC devletinin istekleri doğrultusunda Kürtlere ve PKK’ye karşı almış oldukları kararlarda ısrar ettikçe ve bunlardan vaz geçmedikçe TC devletinin haraç ve rehine almalara devam edeceklerini görmeleri gerektiğidir. TC devletini umutlandıran yaklaşımlardan vazgeçmeleridir. Kürtlerin kimliğini, meşru, demokratik haklarını ve iradelerini kabul etmeleri ve bu kapsamda bugüne kadar uyguladıkları yasakları kaldırmalarıdır.

 Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Cudî Şengal
Du gel û du rê

ARAMA