Kürdistan halkının edindiği kimlik ve kazanımlara doğru anlam vermek
16 Şubat 2017 Perşembe Saat 14:59
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

Özgürlük ve Demokrasi Hareketinin kırk yılı geçen mücadele tarihi kendi içerisinde olduğu gibi, Kürdistan halk tarihinde de önemli kazanımlarla doludur. Bunların başında da Kürdistan halkının kırk yıl öncesinin sömürge bile sayılmayan bir “toplum” olma konumundan çıkması gelmektedir.

Artık hiçbir kimse Kürdistan halkı için kırk yıl öncesinde yaptığı belirlemeleri yapamamaktadır. Öyle ki, kırk yıl öncesinde Kürtler “sömürge” bile olarak kabul görülmemekteydi. Adının, dilinin yasak olması bir yana Kürtlerin kendileri de adlarını, dillerini kullanamaz bir hale getirilmişlerdi. Özgürlük ve Demokrasi Hareketinin kırk yıl geçen tarihi içerisinde yürüttüğü mücadele Kürtlerin bu konumdan çıkmasını sağladı. Gelinen aşamada da Kürtler Ahlaki-Politik Toplum ölçülerinin gelişmeye başladığı dünyanın en iddialı halklarının biri, hatta en belli başlı olanı haline geldi.n

Bakurê Kürdistan, Rojava Kürdistan’ı ve Şengal halk olarak yakalanan gelişme düzeyi ve var olan halk gerçekliği de bunu doğrulamaktadır. Bakurê Kürdistan’da halk sahibi haline geldiği örgütlenme,  edindiği bilinç ve kazandığı politik düzey itibarıyla kendini bir irade haline getirmiş bulunmaktadır. Bugün TBMM’nde gurubu olan üçüncü büyük parti içerisinde temsilini bulması, içerisinde büyük şehir, şehir, ilçe ve beldenin de olduğu yüzden fazla belediyenin yönetimine desteklediği adayların halk tarafından seçilmesi olması bunu göstermektedir. Sadece buda değildir. Kürtler mücadele sonucunda dili ve kültürü üzerindeki yasaklamaya fiilen son vererek, kendi meşruiyeti içerisinde varlıklarını korumuşlar ve kendilerini ifade edebilir bir duruma gelmişlerdir. Aynı şekilde mücadele içerisinde dirilen bir halk gerçekliği olma kimliğine ulaşarak, özgürlüğünü sağlama aşamasına gelmiştir.

Rojava Kürdistan’ında da Kürdistan halkı sahibi haline geldiği mücadelenin bir sonucu olarak önemli kazanımlar elde etmiştir. Uluslararası alanda kabul görmekte ve saygınlık uyandırmaktadır. Düne kadar Suriye’de kabul görmeyen ve kimlik bile verilmeyen “ecnebi” olarak nitelendirilirken, bugün kendi Öz Yönetimlerini oluşturmuşlardır.

Şengal’de Êzidi Kürtlerin mücadele ederek elde ettikleri kazanımlarda bunlardan farklı değildir. Êzidi Kürtler Özgürlük ve Demokrasi Hareketinin öncülüğünde TC destekli faşist DAİŞ çetelerinin gerçekleştirmek istediği soykırıma karşı direnerek kendileri için kutsal olarak kabul ettikleri Şengal’i savunmuşlar ve soykırımcı çetelere ağır darbeler vurarak kendi topraklarından çıkarmışlardır. Gelinen aşamada da kendi Öz Savunma Birliklerini ve Öz Yönetimlerini oluşturarak kendilerini savunabilir ve yönetebilir bir duruma gelmişlerdir.

Özel Savaş Rejimi, Kürt Kimliği ve Kazanımlarını Yok Etmek İstiyor

Bugün sömürgeci Türk özel savaş rejiminin bir türlü kabul edemediği, sindiremediği gerçeklikte bu olmaktadır. Bunun nedeni de, Kürtlerin elde ettikleri bu kazanımları ve edindikleri yeni kimlikleri ile kabul edilmekte olmalarını kendi varlığının devamında en büyük tehlike olarak görmekte olması oluşturmaktadır. Hatta Kürtlerin kendi kimlikleri ile var olmasını, kendinin yok olması olarak görmektedir. Onun içindir ki, Bakurê Kürdistan’da, Rojava Kürdistan’ında ve Şengal’de yaşayan Kürtlerin elde etmiş oldukları kazanımları yok etmek için özel, kirli bir savaş yürütmektedir.

Asıl olarak Bakurê Kürdistan ve Rojava Kürdistan’da bugün gerçekleştirdiği saldırıların ve Şengal’in sürekli olarak tehdit altında tutulmasının nedeni de bu gerçeklik oluşturmaktadır.

Sömürgeci Türk özel savaş rejimi bu saldırılarla Kürtlerin elde etmiş oldukları kazanımları yok ederek, Kürtleri yeniden kırk yıl öncesinin konumuna geri döndürmeye çalışmaktadır. Bakurê Kürdistan’da TBMM’nde olan Kürt vekilleri, Parti Eş Başkanlarını- üyelerini, Belediye Eş Başkanlarını- Meclis üyelerini ve on binlerce Kürdü siyasal kimliği nedeniyle tutuklayarak, Kürt kültür ve dil kurumlarını kapatarak, basın-yayın oranlarının kapılarına kilit vurarak, çalışanlarını vb. gözaltına alarak, tutuklayarak, fiziki ve siyasi vb. soykırım saldırıları ile de böyle bir sonuç elde etmek istemektedirler.

Rojava Kürdistan’ına yönelik olarak gerçekleştirmekte olduğu saldırıların asıl nedenini de yine bu gerçeklik oluşturmaktadır. Onun içindir ki, Rojava’daki Kürt kantonlarına yönelik sürekli olarak saldırılarda bulunmakta, gerçekleştirdiği bombardımanlarla neredeyse her gün onlarca Kürdün ölmesine yada yaralanmasına neden olmaktadır. Türkiye’de eğiterek gönderdiği kontralar ve El Nusra vb. adlarla oluşturmuş olduğu çete gurupları saldırılar gerçekleştirmektedir. Rojava’da Kürt Kantonlarının birleşmesini engellemek için askeri bir işgalde bulunmakla birlikte, Bakuré Kürdistan ve Rojava arasında bulunan Kilis, Hatay, Silopi vb. yerlerde TC devleti sınırlarını değiştirerek Rojava sınırları içerisine girerek toprak işgallerinde bulunmaktadır. Bunu yaparken de, Kürt karşıtlığı/düşmanlığı temelinde hemen hemen herkesle, kiminle bir araya gelebiliyorlarsa büyük tavizler vererek onunla işbirliği içerisine girebilmektedir.

Şengal üzerinde de sürekli bir tehdit oluşturmaktadır. Şengal’de Kürtlerin elde ettiği kazanımları yok etmek için planladığı bu işgal saldırısına meşruiyet kazandırmak içinde,  KDP’yi de yedeğine almak istemektedir. Bu sömürgeci planını gerçekleştirmek üzere de Silopi ve Musul’a yakın bir yerde bulunan Başika’da her an harekete geçmek üzere hazır askeri güçleri konumlandırmış bulundurmaktadır.

Kürtlerin Edindiği Yeni Kimlik ve Kazanımlar Biçimsel Değil, Öz’seldir

Sömürgeci Türk özel savaş rejimi Bakurê Kürdistan’da, Rojava Kürdistan’ında ve Şengal’de gerçekleştirmiş olduğu bu saldırılarla amacına ulaşabileceğini sanmaktadır. Hatta varlığını koruyabilmek için tüm umutlarını da gerçekleştirmekte olduğu bu saldırıların başarısına bağlamış bulunmaktadır.

Tabii bunu yaparken de, yanılmaktadır. Daha açık bir ifadeyle de kendini kandırmaktadır. Çünkü Gerek Bakurê Kürdistan’ında, Rojava Kürdistan’ında ve gerekse de Şengal’de yaşayan Kürt halkının sahibi haline geldikleri kazanımları biçimsel değillerdir. Tamamen Kürdistan halkında öz’sel bir değişimi ifade eden birer kazanım olma özelliğini taşımaktadırlar.

Bakurê Kürdistan milletvekillikleri, Belediye Eş Başkanlıkları, Meclis üyelikleri, kurulan kültür ve dil kurumları, dernekler, basın-yayın organları vs. de hep böyle bir gerçeklik içerisinde anlam kazanmaktadır. Onun içindir ki, Bakuré Kürdistan’da yapılan tutuklamalarla, kapatılan derneklerle, dil ve kültür kurumlarıyla, basın-yayın organları ile bu öz’sel gelişimi yok etmek ve bunun önüne geçmek mümkün değildir. Belki yaygınlaştırılan, tırmandırılan sömürgeci faşist terörle bir etki oluşturulabilir. Fakat bununda etkisi kalıcı değil, geçicidir. Ve her an yerini çok daha güçlü fırtınalara bırakmaya hazır bir gerçekliği ifade etmektedir. Onun içindir ki, sömürgeci Türk özel savaş rejiminin bugün Kürdistan’da iyice azgınlaştırdığı gerek fiziki, gerekse de siyasi soykırım saldırılarıyla hedeflediklerine ulaşabileceğini hiçbir kimse düşünmemeli ve kendini de buna inandırmamalıdır.

Aynı şey Rojava Kürdistan’ı içinde geçerlidir. TC devleti bugün Rojava Kürdistan’ını işgal etmekte ve orada insanlık ve savaş suçları işlemekte, katliamlar gerçekleştirmektedir. Bununla da Rojava’da yanan özgürlük ateşini söndürebileceklerini, özgür yaşam bilincini, tutkusunu yok edebileceklerini ve son beş yıldır da kendi kendilerini yönetiyor olmanın coşkusuna, kazanımlarına son verebileceklerini düşünmektedir. Ama bunları başarması da mümkün değildir. Ancak Rojava’da yaşananların bir rüya olduğunu sananlar ve tüm bunlarında biçimsel kaldığını düşünenler kendilerini buna inandırabilirler. Çünkü tüm bu elde edilmiş olan kazanımlar da biçimselliği değil, özde bir değişikliği ifade etmektedir. O nedenledir ki, işgallerle katliamlarla bunların yok edilme olasılığı yoktur.

Şengal’de elde edilen kazanımların da derin bir anlamı ifade etmesi söz konusudur. Ezidi Kürtleri kendi kimlikleri ile tarihten silinmekle karşı karşıya getirilmişler ve her an bir soykırım tehdidi altında bulunmaktaydılar. En son olarak ta TC destekli DAİŞ çeteleri eliyle tarihlerinde gerçekleşen soykırım saldırılarına bir yenisi daha -73. Ferman- eklenecekti. Fakat DAİŞ çeteleri bu hedeflerine ulaşamadılar. Gerçekleştirdikleri direniş ile Ezidi Kürtleri sadece yeni bir soykırımı engellemekle kalmadılar. Aynı zamanda bugüne kadar olmayanı ve hiçbir şekilde vaz geçmeyecekleri; kendi kendilerini yönetecek olan bir iradeye siyasi kimliğe sahip oldular. Yine kendi kendilerini koruyacak olan Öz Savunma Gücünü oluşturdular. 

Yeni Kürt Kimliği ve Kazanımları, MHP-AKP Faşizmine Karşı Halkın Güvencesidir

Bakuré Kürdistan’da, Rojava Kürdistan’ın da ve Şengal’de Kürdistan halkının yaşadıkları ve elde ettiği kazanımlar böyle bir gerçekliği ifade etmektedir. 15 Şubat Uluslararası Komplo’nun Önder Apo’nun esaret altına alınmasına dönüşümünün yıl dönümüyle de, böyle bir gerçekliğin kendini en somut olarak gösterebileceği bir döneme girilmiş bulunmaktadır. Rojava’da, Başur’da, Şengal’de, Avrupa’da ve Kürtlerin bulunduğu coğrafyalarda daha şimdiden halkın meydanları, sokakları doldurmaya başlamış olmaları da;   8 Mart ve Newroz’la birlikte de bu gerçekliğin kendini zirvede temsil edeceği göstermektedir.

Sömürgeci Türk özel savaş rejimi, soykırımcı faşist saldırıları ile Bakurê Kürdistan’da ve Türkiye’de Kürdistan halkının ve devrimci, demokrasi güçlerinin içerisine girecekleri/yaşayacakları bu devrimci dalgalanmayı engellemeye çalışmaktadır. Bunu sağlamak içinde 16 Nisan’da gerçekleşeceği açıklanan “referandumu” kullanmak istemektedir. Daha şimdiden de bu doğrultuda harekete geçmiş bulunmaktadır. Devlete hakim olan MHP-AKP faşist kliği, iktidar olmanın tüm avantajlarını, silahlandırdığı sivil, faşist paramiliter güçlerini kullanarak, Kürdistan halkına, özgürlükçü, devrimci ve demokrasi güçlerine karşı saldırılarını daha da yoğunlaştırmıştır. Bununla da kendilerini kurumsallaştırarak, meşrulaştırma ve geleceklerini güvence altına almaya çalışmaktadırlar.

Eğer Sömürgeci Türk özel savaş rejimi ve onun bugünkü temsilini  yapan MHP-AKP faşizmi bunu başarabilirlerse, ancak o zaman gerek Bakur ve Rojava Kürdistan’ında gerekse de Şengal’de halkın yaşadığı/elde ettiği ve özsel bir gelişimi ifade eden kazanım ve başarıların kendisi için bir tehlike haline gelebileceğinin engellenebileceğini düşünmektedir. Hatta R.T. Erdoğan’ın konuşma ve açıklamalarından da anlaşılabileceği gibi; bununla da kalmayıp kendisi için gerçekleştirebileceği yeni saldırı kapılarının aralanabileceğine dair hayaller bile kurmaktadır.

Elbette sömürgeci Türk özel savaş rejiminin önüne koymuş olduğu bu hedeflerine, kendi düşündüğü gibi ulaşmasının o kadar kolay olmayacağı da açıktır. Hatta ulaşması bir yana bunları gerçekleştirmesinin hiçbir şekilde olanağı yoktur. Kürdistan halkı ve Türkiye’deki özgürlükçü, devrimci, demokrasi güçlerinin buna müsaade etmeleri ve olanak tanımaları da mümkün değildir. Bunu da, 12 Eylül 1980 Faşist darbe Anayasa’sının güncelleştirilerek var olan eksikliklerinin giderilmeye çalışılacağı 16 Nisan’da gerçekleşecek olan “referandum” da; birlikte hareket ederek göstereceklerdir.

Bakurê Kürdistan’da, Rojava Kürdistan’ın da ve Şengal’de halkın mücadele sonucu elde ettiği, sömürgeci Türk özel savaş rejiminin gerçekleştirmiş olduğu saldırılarla yok etme imkanının bulunmadığı kazanımlar ve öz’sel anlamda yaşadığı değişim ve edindiği kimlikte bunun gerçekleşmesi için en güçlü bir dayanak olmaktadır.

Cemal Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.

ARAMA