Elde bir şey kalmayınca…
20 Kasım 2016 Pazar Saat 07:41
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Didar Baran

Ekonomik alan her geçen gün biraz daha kötüye gidiyor. AKP hükümetinin canına okuduğu toplumsal değerler her gün biraz daha farlı bir biçimde de halka karşı örgütlendiriliyor. Bir toplum örgütlenmesini engellersen her tür birikim ve toplumsal manevi ve maddi değerine de el koyabilirsin. Bu gün Türkiye de yaşanan durumda tamda buna karşılık geliyor. Otuz yıldır bir gerekçe yaratılmış zaten. Savaş var denilerek, her şey savaşa göre örgütlendirilmekte. Halkların geliştirdiği bir durum değil tabi. Ama bunda sessiz kalmak ve tüm varlığını bilerek ya da bilmeyerek buna seferber etmek tamda savaşın merkezinde yer almakla eş değerdir. Bu gün AKP hükümeti satmadık bir alan bırakmadı. Her gün biraz çekilmez duruma getirildi yaşam.

Savaş gündemi, süreci adı altında “tarihi anlaşmalar” denilen anlaşmalar yapılıyor devletler arasında. En son Rusya ile yapılan anlaşmaların da diğer ülkelerle yapılan anlaşmaların halkta karşılığı nedir diye soran olmuyor. Karma ekonomi denilen ve Türkiye ve Kürdistan değerlerini başka ülkelere peşkeş çekme örgütlenmeleri yasal kılıflar bulunarak her gün imzalanmaktadır. 2017’ planlamalarında, halkın değeri olan ve emeği olan üretim alanı satışa çıkarılacak gibi görüyor. En azından anlaşmalardan çıkarılacak sonuç budur. Bu pratik anlaşmalar tamamen savaş süreçlerinin sonuçlarıdır. Dikkat edilirse en çok ticari ve karma ekonomi anlaşmaları savaşın yoğun olduğu süreçlerde gerçekleşmektedir.

Bu duruma en başka Türkiye halkı karşı durmak zorundadır. Savaşın gölgesinde yaşananlar tamamen Türkiye halklarının, emekçilerini, üreticilerinin aleyhine gelişmektedir. Savaşın seyri ya da sonucu ne olursa olsun burada en çokta kaybeden Türkiye emekçileri ve halkları olacaktır. Sadece ürettiklerinin sömürüsü değil eldekinin gaspı değil, bu gün Türkiye de özeleştirme almış başını gidiyor. Sivil darbe değil sadece askeri darbeyle 12 Eylül liberal ekonomi planları ve projelerini aşan bir duruma gelmiştir. 12 Eylülde bir ekonomi açılım yapıyoruz diye emekçilerin en son elinde kalan, toplumsal alan olan ekonominin kalan varlığına da el konuldu. Emekçileri daha fazla ezdi, toplumu parçaladı. Kapitalist kültürü ve kapitalist olan endüstriyalizm diz boyu geliştirildi. Bireycilik kültürünü ve toplumsal olan komün kültürünü ortadan kaldırma mücadelesini resmileştirdiler. Toplumsal kültür o kadar ezildi ki emekçiler harekete geçemez oldu. Kürt toplumuna karşı resmi olarak ekonomik savaş açma sürecinin başlangıcıydı o süreçler. Ancak şu an yürütülen savaş ve onun gölgesinde gerçekleştirilen satma ve satılma anlaşmaları ise Türkiye emekçilerine kadar uzadı.

Aynı zamanda İran’la yapılan görüşmelerde de İran ve Türkiye arasında iktisadi ve ticari alanda işbirliğinin geliştirilmesi görüşmeleri yapılmaktadır. Bu nedenle Türkiye sanayi ve işadamlarının İran’a ziyaretleri gerçekleşmektedir. Tüm bunlar savaşın halklar üzerinden geliştirildiğinin kanıtıdır. Bir ülkenin enerjisi, üretimi, ticareti, komple yaşamsal maddi ve manevi ihtiyaçları olan ekonomi halkların iradesi ve bilgisi dışında düzenlenmektedir. Neden bu gün savaş sürecinde AKP devleti bu kadar ekonomik yatırım ve ekonomik anlaşmalar yapmaktadır. Toplumun hiçbir şekilde bilgilendirilmedi, toplumun tüm kaynakları üzerinden hak sahibi olmayı neden bu kadar geliştirmektedir. Tüm bunların sebepleri vardır. Satılacak bir maddi değer kalmayana kadar bu yöntem devam edecektir. Halkların gözlerini kapattığı, duymadığı, hiçbir itiraza kalkmadı tüm zamanlarda bu politika devam edecektir. Savaşa maddi dayanak gereklidir. İktidarını büyütmeye maddi gerekçeler gereklidir. Ancak geçen her gün biraz daha sefillik ve sefalet yaşanmaktadır. Bunların bilinmemesi ve ya bilinmemezlikten gelinmesinin maliyeti emekçilere çıkacaktır.

Kürdistan da yıkılmadık, yok edilmedik bir üretim alanı bırakılmamıştır. Ancak Türkiye de satılmadık bir yer bırakılmayacaktır. 12 Eylül darbesiyle tarımcılık ve hayvancılık bitirilirken. Kürdistan ve Türkiye halkı dış güçlerin ve devletlerin inisiyatifine bırakıldı. Özel politika olarak geliştirildi. Ancak AKP hükümeti bunu da aşarak satma ve yok etmeyle bu politikanın devamını getirmektedir. Yarın çok geç olabilir. Kendine ülkemi seviyorum emekçiler sadece ürettiklerinin karşılıksız kaldığıyla kalmayacak üzerinde yaşadıkları toprakları dahi yitirebilirler.

Yarın çok geç olabilir. Kürdistan da yürütülen özgürlük mücadelesi özünde halkların, emeklerine sahip çıkma mücadelesidir. Türkiye emekçileri bu durumun hiçbir zaman bilincine yeterince varamadılar. Elden gidenin farkına varamadılar. Nihayetinde bu gün haksız yürütülen savaş karşısındaki tutum ve yaklaşımları da bunu izah ediyor.

Didar Baran

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Cudî Şengal
Du gel û du rê

ARAMA