Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
06 Ekim 2016 Perşembe Saat 10:05
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Rençber Şirzat
Tarih 7 Haziran 2015. Demokrasi ve özgürlük arayışçılarının Halkların Demokratik Partisi-HDP çatısı altında birleştiği, barıştan yana saf aldığı, faşist-şovenist-tekçi ve milliyetçi tüm anlayışlara karşı örgütlülüğün gücünü ortaya çıkardığı bir zafer günüydü. Tek adam rejimine doğru götürülmek istenen bir sistemin önünde barajları aşıp engel olan bir demokrasi ve özgürlük bloğu yer almıştı. R.T Erdoğan ve AKP’sini iktidardan alaşağı eden, tek adamlık, sultanlık hayallerinin yerle bir olduğu bu zafer ne yazık ki henüz sevinci tam anlamıyla yaşanmadan kendini tekrar derin bir mücadeleyle karşı durma zamanlarına bırakmıştı. Yenilgiyi hazmedemeyen R.T Erdoğan ve AKP’si, seçim sonuçlarını hiçe sayıp, formalite koalisyon görüşmeleri ve önerileriyle oyaladığı toplumu 1 Kasım 2015 tarihinde yenilenen bir seçime götürmüştü.

Elbette bu süreç zorlu ve acılı geçmekteydi. Yenilgiyi hazmedemeyen faşist tekçi anlayışın, demokrasi ve özgürlük bloğunun kazanımlarını adeta ‘burnundan getiren’ faaliyetleri peşi sıra uygulamaya koymaktaydı. Baskılar, hakaretler, basının susturulması, gazetecilerin mafyavari yöntemlerle tehdit edilmesi ve şiddete uğraması, siyasetçilerin ölümle ve zindanla tehdit edilmesi, partilere kapatma tehdidi, barışseverlerin ve demokrasi isteyenlerin vatan hainliği ile suçlanması bir yana 24 Temmuz 2015’te Kürt Özgürlük Hareketi şansında tüm Kürtlere ve dostlarına açılan bir savaş söz konusuydu.

R.T Erdoğan ve AKP’sinin tekrar iktidarını sağlamlaştırana(!) kadar her gün tüm Türkiye ve Kürdistan halkından adeta intikam alırcasına ölümleri önüne koyduğu, baskıyı zoru reva gördüğü süreçlerden geçildi. Böylece 1 Kasım’da toplumsal psikolojinin yitirildiği bir ortamda R.T Erdoğan ve AKP’si istedikleri gibi olmasa da-HDP’nin barajı aşmış olması- mevcut sonuç ile iktidarı tekrar eline aldı. Böylelikle bir düzelme umudu olan herkes büyük hayal kırıklığı ile karşı karşıya kaldı.

R.T Erdoğan ve AKP’si Kürtlere ve dostlarına karşı başlatılan savaşta halkın şehirlerini, mahallelerini ve evlerini korumak için geliştirdiği öz savunma direnişlerine karşı insanlık dışı saldırılarıyla tarihe geçti. Siyasetin işleyemez duruma getirildiği bir dönemde, şehirler yerle bir edilerek içinde diri diri insanlar yakıldı. Evlerinin önünde insanlar katledildi. Cesetleri günlerce sokak ortalarında, buzdolaplarında saklı tutulan ölümlerle karşı karşıya kalındı.

Bu antidemokratik yaklaşımlar gittikçe dozunu arttırmakta ve savaş her geçen gün yeni bir boyut kazanmaktaydı. Kürtlerin imhasını önüne koyan faşist tekçi zihniyete karşı var olma savaşı verilmişti. YPS öncülüğünde şehirlerde il il, ilçe ilçe, mahalle mahalle, sokak sokak ve ev ev gelişen direnişlerin tek amacı buydu. Çok değil, bu yaşanılanlar üzerinden henüz bir yıl geçmişti.

Ve tarih 15 Temmuz 2016. Savaşı başlatanlar, Kürtlerin imhasını önüne koyup şehirlerini yıkanlar, yıllarca koyun koyuna yatan ve iktidar kavgası sonrasında çatışan R.T Erdoğan-AKP ile Gülen Cemaati arasındaki çatışmanın bir darbe girişimine evirilmesi. Kürtleri imha için kullanılan tankların, savaş uçaklarının, helikopterlerin ve askeri silahlı araçların tümü kendilerine dönmüştü. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın darbe mekaniğinin işleyeceğine dönük tüm ihtarlarına rağmen uyarıları dikkate almayan ve savaşı dayatanların karşılaştıkları sonuç ortadadır. Başlangıcı, gelişimi ve nasıl sonuçlandığı üzerine yazılan çizilen onlarca fikir düşünce ve bunların somutlaştığı bilgi ve belgeler çokça sunuldu. Asıl önemli olan nasıl sonuçlandığının aksine, sonucunda nelerin başladığı olmuştur.

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Tekçi faşist zihniyetin iktidarını kaybetme korkusu sonucu 7 Haziran sonrasında geliştirdiği tüm saldırılarını hepimiz gördük. Demokrasiden, insan haklarından uzak tüm uygulamaların süregeldiği bir atmosferde yaşam(?) dayatılmaktaydı. Buna karşı elbette direnenler oldu. Lakin direniş tarafının sadece Kürtler oluşu bugün 15 Temmuz sonrası yine iktidarı sallanan R.T Erdoğan ve AKP’sinin tüm Türkiye ve Kürdistan’a cehennemi yaşatmak istemesiyle sonuçlanıyor.

On binlerce insanın işten uzaklaştırılması/atılması, akademisyenlerin-eğitimcilerin teşhir edilip zindanlara atılması, demokrasi isteyenlerin vatan hainliği ile suçlanması, hiçbir haklı talebin göz önünde bulundurulmamasının tek sebebi geçmişte sessiz kalındığı, yeterli şekilde demokrasi ve özgürlük isteyenlerinin sesini yükseltememesinden kaynaklıdır.

Bugün AKP Devleti 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan ettiği OHAL ile çıkardığı KHK’ler sonucunda tüm gücü tek eksende toplamış, CHP ve MHP gibi Türk ulusalcılığı ve milliyetçiliği yapan siyasi partileri kendi safına çekmeyi başarmış, tüm demokrasi ve özgürlük arayışçılarına topyekûn savaş ilan etmiştir. Geçmişte kamuya yerleştirdikleri cemaat elemanlarını bugün tasfiye eden AKP Devleti, bunun yanında yine Kürtler başta olmak üzere dostlarını, demokrasi ve özgürlük isteyenleri de kamudan atarak kendi kadrosunu yaratmak istemekte, devletleşmeyi dört dörtlük gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

İçinde bulunduğumuz günler artık önemi en yüksek olan kritik günlerdir. Artık hiçbir hukukun işlemediği, siyaset kapısının kapandığı, faşizmin doruklarının yaşatıldığı, insanların yaşam haklarının bile hiçe sayıldığı günlerdir. Bu günleri geride bırakmanın, izleri belleklerden silinmese de bir daha yaşamamanın tek yolu çok yönlü direnişin geliştirilmesidir. Aksi her durum 7 Haziran’dan bu yana gün geçtikçe artan faşizmi taçlandıracaktır.

Ya meydanlara inilip R.T Erdoğan-AKP faşizmine yaşam dar edilecektir ya da faşizm yaşamı bize haram etmeye devam edecektir!

Rençber Şirzat

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.

ARAMA